|
Cennet’ül Mualla
Hz. Peygamberimizin
zevcesi Hz. Hatice Validemiz ve binlerce sahabenin yattığı bir kabristan
Cennetü'l-Mualla. Düzeltilmiş, tarla evleklerine döndürülmüş mezarlıklarda
isim cisim aramak beyhude. Sadece birkaç taş parçası düzensiz olarak
serpiştirilmiş gibi.
Daha önce dışından gördüğümüz Cennet–ül Mualla’nın bu sefer inatla
kapısını araştırıp bularak içeriye giriyoruz. Burası mezarlığın idare
edildiği ve ölü yıkama yerinin bulunduğu yer. Kapıdan girip görevlilere
içeri girip girmeyeceğimizi soruyoruz. Genç olan görevli " yasak "
diyor. Hemen arkasında bulunan yaşlıca olan ise " geçin " diyor. Eşime
ise izin vermiyorlar. Eşimi orada bekleyen bir kaç kadının yanında
oturtuyorum. Bu arada mezarlık girişinde toplanan bir grup Türk Hacısı,
ortada dua ve ilahi okuyan bir erkek tarafından duygulandırılıyor,
yaşlı–genç demeden bütün kadınlar ağlıyorlar. Almanya'dan geldikleri
üzerindeki armalardan belli olan bu gruba diğerleri sadece bakarak eşlik
ediyorlar. Eşim Yasin süresini okurken ben de mezarlığa doğru yürüyorum.
Yeni açılan mezarlara bakıyorum. Aralarından geçip Hz. Hatice ve diğer
sahabenin uyuduğu eski mezarlık bölümüne geldiğimde duama başlıyorum.
Benimle beraber 10–15 kişi daha etrafta. Mezarlık içerisinde çalışan
işçiler ise bize aldırmadan görevlerini yapıyorlar. Burada, Hz. Hatice,
Hz. İbrahim, Esma bintü Ömer medfun. Yol altındaki tünelden diğer tarafa
geçtiğimizde yine aynı büyüklükteki ve şekildeki ikinci bir mezarlıkla
karşılaşıyoruz.

Burada ise Abdullah bin Zübeyr'in medfun olduğu Arap polisler tarafından
söyleniyor. 1. Abdülhamid’in de medfun olduğu bu mezarlıkta,
bizimkilerdeki havayı teneffüs etmek imkânsız gibi. |