|
MEDİNE
Hicrete kadar Medine-i Münevverenin adı Yesrib
idi. Eski devirlerde, Curhumlar ve
Amâlikalılar'dan bir grup, Medine'ye gelip
yerleşmişler; Evler inşa etmişler; bedevilerin
aksine ziraata önem vermişler; zamanla sayıları
arttığı için evler sıklaşıp çoğalmış ve Medine -Yesrib-
küçük bir şehir halini almıştır.
Yahudiler, Babil sürgününden sonra, güneye göç
etmişler; Hayber ve Medine gibi Hicaz bölgesindeki
şehirlere yerleşmeye başlamışlardı.
Romalıların Filistin ve Suriye'yi işgalleriyle
bunların sayıları daha da artmış ve güçlü bir
topluluk olarak ortaya çıkmışlardı.Kazandıkları
güç sayesinde, Curhumları ve Amâlikaları
Medine'den çıkararak şehre hakim olmuşlardı.
Ancak Yahudilerin hakimiyeti uzun sürmedi.
Yemendeki Me'rib Seddi yıkılnca, yaşamları
zorlaşan, EVS ve HAZREC kabileleri verimli
toprakları olan Medine'ye göç etmişle; zamanla
güçlenerek, Medine hakimiyetini ellerine
geçirmişler ve Yahudilerin şehir dışında ikamet
etmelerine izin vermişlerdi.
Medineye çok yakın olan -işaret ettiğimiz- bu
yerleşim bölgelerinde, yüksek duvarlar ve kaleler
inşa ederek, hayatlarını güvence altına alan
Yahudiler; din ve düşünce tarzlarından başka,
her bakımdan -çıkarları için- Araplara
benzemişler, kabile taksimatı, kılık kıyafet,
şahsi adlara kadar Araplaşmışlardı.
Fakat hiç bir zaman Yahudi olduklarını
unutmamışla, Araplarla kaynaşmamışlar, hep
Yahudilikleriyle böbürlenmişler kitap ve ilim
sahibi oldukları için de her fırsatta Arapları
aşağılamışlardır.
Arapların arazilerini ve mallarını kendileri için
helal bilmişler, meşru yollardan olmasa dahi,
Arapların sırtından büyük servetlere sahip
olmuşlar, kanlarını emmişlerdir. Ticarette, çok
mahir insanlardı. Hububat, hurma, alkollü içkiler
ve giyim eşyaları gibi önemli mallar ellerinde
idi. Bu malları ithal eder, hurma ihracatı
yaparlardı. Ayrıca, riba (faiz) ile teamül ederler
ve tefecilikte bir rakipleri daha yoktu.
Bütün Araplara, özelliklede kabile reislerine,
yüksek faizlerle borç para verirler, ödeyemeyecek
hale geldiklerinde de mallarına ve topraklarına el
koyarlardı. Bunlar yetmezmiş gibi, bir yandan da
şehir hakimiyeti ellerinde olan, EVS ve HAZREC
kabilelerinin arasını açmak, birbirine kırdırmak
için sürekli entrikalar çevirirlerdi. Bu işte
öyle başarılar oldular ki, sonunda iki kardeş
kabile birbirine girdi, Yüz yirmi yıl süren
savaşlarda, binlerce arap öldü evleri ve bahçeleri
harap oldu.
Bir yanda, aralarındaki uzun süren savaşlar
sebebiyle zaif düşen Arapla, diğer yandan da,
güçlendikçe güçlenen, özellikle de şehrin
ekonomisine tamamen hakim olan İsrailoğulları -yahusdiler-...
Bu
korkunç tablo, Rasulullah Efendimizin hicretine
kadar devam edegelmiştir.
Bahsettiğimiz Yahudiler 3 kabile idiler.
A-Kaynuka
oğullar
B-Kurayza
oğulları
C-
Nadır oğulları
Medine de cerayan eden savaşları, yapılan
zulümleri ve sömürüleri çok kısa olarak izah
etmeye çalıştık.
Rasulullah Efendimizin hicreti, doğan bir güneş
gibi karanlık ufukları aydınlatmış, her yer nura
gark olmuş, Medine-i Münevverede de bambaşka bir
hayat başlamıştı.
|