|
Kuba
Mescidi Medine Müslümanları , Peygamberimiz Hz.
Muhammed, Mekke’den Medine’ye hicret ederken, Medine’ye 5 km. mesafede bulunan
, Kuba Köyünde Efendimiz’i karşılayarak, Külsüm bin Hedm’in evinde misafir
etmişlerdi.
14 gün kalmıştı.
Efendimiz kısa bir zaman içinde Külsüm bin Hedm’in hurma kuruttuğu arsa
üzerinde bizzat kendisi de taş ve kerpiç taşıyarak Kuba Mescidini inşa etti ve
burada namaz kıldı. Kur’an-ı Kerim’de takva üzere yapıldığı bildirilen, İlk
mescid olarak övülen ( “İlk günden takva üzerine kurulan mescid (Kuba Mescidi)
içinde namaza durman için daha uygundur. Onda temizlenmeyi seven erkekler
vardır. Allah da temizlenenleri sever.”Tevbe Sûresi, 108. âyet), cemaatle
namaz kılınmak için yapılan ilk mescid budur.
Kubâ Mescidinin şeref ve mertebesi çok
yüksektir. Rasûlullah Efendimiz (s.a.) mescidin insaasi sirasinda ilk tasi
mihrâb olacak yere koymus, Hz. Ebubekir, Hz. Omer ve Hz. Osman (r.anhum) da o
tasin yanina birer tas koyarak, inşaata başlanmıştır. Bu arada şunu da
söylemekte yarar görüyorum. Bu taşların bu kutlu sahabe (Allah hepsinden razı
olsun ) tarafından sırayla konulmasıyla yüce peygamber as bir mesajı da
vermiş oluyor ki bu mesaj da "Benden sonra devlet başkanı olarak , sizlere
rehber olarak bıraktığım insanlar sırasıyla Hz. Ebubekir , sonra Hz. Ömer ve
Hz. Osman'dır.. Demeye getirmiştir.
Mescid, Peygamber Efendimiz Medine’ye gittikten sonra bitmiştir. Peygamber
Efendimiz bir hadis-i şerifinde: “Kim evinde guzelce abdest aldiktan sonra
namaz kilmak icin Kubâ Mescidine giderse bir umre sevabi kazanir.” buyurmustur.
Hz. Peygamber sağlığında, Cumartesi günleri Kuba Mescidini ziyaret eder ve
burada namaz kılardı. Mescidin bulunduğu yerde simdi muazzam bir cami inşâ
edilmiştir. Cami sanat değeri büyük, muhteşem güzellikte yazilmis âyetlerle
donatilmistir.
Kabe, Ravza, Aksa’dan sonra fazileti itibariyle 4. sırada zikredilen Kuba
Mescidi, tarih boyunca ihtimamla yenilenmiş, itibarı artarak devam etmiştir.
Sırasıyla Hz. Osman B. Affan, Ömer B. Abdülaziz, Ebu Yala Hazini, Nureddin
Zengin’in veziri Cemaleddin Esfehanî, Nasır bin Kalavun, Eşref Birsi Beyi ve
Osmanlı sultanlarından II. Mahmut ve oğlu Sultan Abdülmecid'in yenilemeleri en
güzel şekilde gerçekleştirenlerden bazılarıdır
Osmanlı İmparatorluğu’nun son zamanlarına
kadar mescidin içinde iki mihrap bulunmakta, müezzinliğin arka tarafında
bulunan küçük mihrabın üzerinde,
“Dürise ayeti dirler burada kılındı.
Nüzul kain ol bunda gel ey muhtedi Eser–i Resul.”
yazısı Türkçe olarak nakşedilmişti.
1986' da Türk mühendis, mimar ve işçileri tarafından genişletilmiş ve bugünkü
haline getirilmiştir. Selçuklu mimarisi özellikleri taşıyan camide dört minare
bulunmakta, orta avlu sıcaktan korunmak için teknolojik imkanlarla otomatik
açılır–kapanır şekilde özel bir örtü ile kaplanmış. İçinde kütüphane,
alışveriş merkezi, modern tuvalet ve abdest alma yerleri ihmal edilmeyen Kuba,
güzel bir çevre düzenlemesi ile fıskiyeleri, şelaleleri ve yeşil bahçesi ile
şanına yakışır bir duruma gelmiş. İnsanın ibadet ederken ayrı bir dünyanın
esintilerini hissettiği, Kuba, diğer camilerden farklı olarak sade ve
şatafattan uzak yapısıyla ayrıcalığını korumakta. Kadın ve erkeklerin ayrı
bölmelerde namaz kıldığı, içinde hacı ve ziyaretçileri aydınlatmak için bir
danışma masasının bulunduğu mescidi unutmak âdeta imkânsız. Bu masada gelen
her hacıya kendi lisanlarına göre hazırlanmış kitaplar verilmekte, cami
hakkında sorulan sorular cevaplanmaktadır.5-6 kişinin görev yaptığı bu yerde
güleryüz görebilirsiniz.
Cami içerisinde, her tarafta her köşeden âdeta bir sahabenin selamıyla
karşılaşacakmış gibi ve Efendimiz’e kavuşacakmış gibi geliyor bize. Mihrabın
hemen önünde 4 rekat Tehiyatü’l mescid namazı kılıp camiden ayrılıyoruz. Cami
çıkışında yer alan buz gibi zemzem sularından içmeden gitmiyoruz. Dışarısı
seyyar satıcılardan adım atılmaz halde. Yoğun bir kalabalık buranın
kutsaliyetine ermiş durumda... Her ne kadar buzlu olarak muhafaza edilmiş taze
hurmaları görünce almadan edemedik. Hurmaların tadına doyamadık.
|