Mescid–i Nebevi’nin hemen yanı
başında yüksek ve kalın demir korkuluklarla koruma altına alınan binlerce
sahabenin medfun olduğu Cennetü’l–Baki kabristanı sabah namazından sonra ve
ikindi–akşam arası kerhen ziyarete açılıyor. Kerhen; çünkü koruma görevlileri
ziyaretten fazlaca memnun değiller.
İnsanın buram buram Asr–ı Saadet’i solukladığı bu alanda bütün mezarlar âdeta
düzlenmiş, sadece baş tarafını gösteren yassı bir taş konmuş, onların çoğu da
yerinde değil. Mezhepleri gereği hiçbir mezarı ülkemizdekine benzer yapmayan
Suudiler, mezarların tamamına isim, numara, kroki vb. belirti koymamaya özen
gösteriyorlar.
Çok büyük bir alan. Kadınların
girmesi yasak..
İnsanların bir kısmı bir riyale
aldıkları buğdayları etrafta uçuşan kuşlar yesin diye gelişigüzel saçıyor.
Mezarlığın içerisine girmek şart
olmamakla birlikte kapısı açık olduğunda içeri girilerek; kapalı olduğunda
dışardan ziyaret edilebilir. Ziyarette orada yatanlara selâm verilir ve dua
edilir.
Buranın yeri Hz. Muhammed sav
tarafından seçilmişti. İlk sakini, Osman bin Muiz oldu ve peygamberimiz Hz.
Muhammed, cenazenin defninden sonra, mezarın baş ve uçlarına yanından getirdiği
ilk taşı koyarak, "Bu ahirete ilk gidenimizdir" dedi. Peygamber Efendimiz zaman
zaman Baki Mezarlığını ziyaret eder ve orada medfun bulunan mü’minler için dua
ederdi.
Cennetu’l Baki’ Mezarlığı, Mescid-i
Nebevî’nin karsısındadır ve toprağı, Efendimiz (s.a.)’in zevceleri, evlâdlari ve
ashabin seckinlerinin mubarek, nurlu bedenlerine son mekân olmuştur. Üçüncü
halife Hz. Osman Zinnureyn, başlangıçta cennetu’l Baki dışında bir mevkiye
defnedilmişken, zamanımızda mezarlık onun kabrini de içine alacak şekilde
genişletilmiştir.
Mescid-i Nebevi’nin doğu
tarafında bulunan Baki Mezarlığını ziyaret etmek müstehaptır. Peygamber
Efendimizi görme şerefine nail olan, sesini duyan, onunla namaz kılan ve
İslâmiyet uğrunda hiçbir fedakârlıktan çekinmeyen on bin civarında sahabe bu
mezarlığa defnedilmiştir.
Hz. Abbas, Hz.Aişe, Hz. Fatıma,
Sad b. Ebi Vakkas, Hz.Hasan gibi sahabe ile İmam-ı Malik gibi Tabiundan birçok
büyük zevat burada bulunmaktadır.
Hz. Peygamber (s.a.), “Bizim su
Bakiyyu’l-urkad mezarlığına her kim defnedilirse kıyamet günü ona sehâdet ve
şefaat ederiz.” buyurmustur.
MEZARLIĞIN SAHİPLERİ
Mescid–i Haram tarafındaki
girişte hemen sağ tarafta belli belirsiz iki mezardan birisi Hz. Fatımat–üz
Zehra validemize aitken, solundaki ise Efendimizin amcası Hz. Abbas’a ait. Hemen
doğusunda ise Hz. Ali’nin oğlu, Hz. Hüseyin, Hz. Hüseyin’in oğlu Zeynel Abidin
Zeynel Abidin’in oğlu Muhammed Bakır (ra) ve onun oğlu Caferi Sadık’ın kabirleri
var.
Efendimizin kızları Zeynep Rukiye ve Ümmü Gülsüm’ün kabirleri ise Hz. Abbas’ın
kabirinin sonunda yer alıyor. Peygamber Efendimizin kızlarına ait mezarların sol
kısmında yani kuzeyinde ise Hz. Aişe, Sıddıka, Hafsa, Sevde, Zeynep binti Cahş,
Ümmü Habibe Ümmü Seleme, Cuveyriye ve Safiye validemiz medfun bulunuyorlar.
Bunların solundaki iki dikdörtgeni andıran bölümde ise Efendimizin süt kardeşi
Süfyan Bin Harise ve Hz. Ali’nin kardeşi Akil (ra) yatıyor. Giriş kapısının
önündeki patikayı takip edip mezarlığın ortasına vardığımızda diğer mezarlara
göre çevrilmiş ve biriketlerle dikdörtgen bir mezarı gösteren yapı ise, Hz.
Osman Bin Affan Efendimize ait. Solundaki yani kuzeyindeki yolun solunda yer
alan yerde ise Peygamber Efendimizin süt annesi Halime–i Sadiyye validemiz
medfun.
Giriş kapısının solunda ise Abdulmuttalib’in kızları yani Efendimizin halaları
Safiye, Atika ve Ümmü Benun yer almakta, az ilerisinde iki yol ayırımında ise
Şeyhül Kurra Nafi ve Maliki mezhebinin kurucusu İmam Malik medfun. Daha
ilerisinde (doğusunda) 18 aylıkken vefat eden Efendimizin oğlu İbrahim yatmakta.
Ve daha nice şehidler gaziler sahabeler, veliler bu baki cennet kentinin
sakinleri olarak şairin dediği gibi, “Ne söylüyor ne de bir haber veriyor”,
şeklinde, sadece sevenlerinin kalplerinde Asr–ı Saadeti hatırlatarak bin beş yüz
yıl öncesine taşıyorlar.
Daha gerilerde bulunan yerler de yeni ölenlere ayrılmış vaziyette açık
bırakılmış.
Mezhepleri gereği bütün mezarları
dümdüz eden Suudiler, hiçbir yere isim belirti bırakmadan yok etmişler. Bir
taraftan bunlara kızarken diğer taraftan hak vermemek de elde değil. Herhangi
bir belirti olmamasına rağmen insanların yırtınıp parçalanmaları bağırıp
çağırmaları şirkle çok az bir çizgi bırakıyor aralarında.
Dileğim, Allaha yalvarıyorum.
Bana öyle bir Hac nasip etsin ki. Kolay ve kabul edilmiş bir Hac ibadetinin
arkasından Medine’de peygamber aleyhisselamın dizi dibinde affedilmiş olarak
rahmetine kavuşayım. Ve bu mübarek beldede Sahabelerin uyuduğu bu mübarek
mezarlığa, onların kucağına beni de defnetsinler. Âmin.